KONYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ

Okumaya dair..

Hasan Yaşar


"hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?"
olmaz ya... tabii... biri insan, biri hayvan!
öyleyse cehalet denilen yüz karasından
kurtulmaya azmetmeli bastan basa millet.
M.Akif
Okumak, mesleğimizde ilerlemek, kültürümüzü genişletmek, güzel ve doğru düşünmek, konuşmak ve yazmak hayırlı hizmetler yapmak için mutlaka şart olan çalışmadır. açık hava gezintileri, oyunlar, jimnastik nasıl bedenimizi geliştirirse, güzel bir eseri okumak da öylece zihnimizi geliştirir, duygularımızı yüceltir. Kısacık ömrümüzde sadece şahsi gözlem ve tecrübeyle ne kadar bilgi edinebiliriz? hâlbuki, okuma yoluyla yüzyılların duygu, fikir ve tecrübelerini birkaç saat içine sığdırabilir, o kitaptaki görüşlerle fikrimizi zenginleştirebiliriz.
Cehaletten kurtulma, hakikate erme ve insan olmanın temel unsuru olan okuma ve kitap konusunda belki şimdiye kadar çok şey yazıldı çizildi. Bunların hepsi mutlaka faydadan hali değildir. Bu konuda ne kadar çok şey yazılsa, konuşulsa, anlatılsa azdır. Belki de toplum olarak yeterince okumadığımız için bu tür yazılara daha da çok ihtiyaç vardır. Ama konu açılınca hep kötü tabloların sergilenmesi sanki adet haline gelmiş ve biz okuma oranıyla bilmem kaçıncı sıradayız diye istatistikler sıralana gelmiştir. Bu istatistikler bir gerçeğin yansıması olabilir fakat sürekli olumsuz tablolarla iç karartmanın da çok faydalı olacağını düşünmüyorum. Ancak toplumun gelişme düzeyi okuma oranıyla ölçülmektedir.
İnsanlığın temel vasfı ve yaradılış gayelerimizden birisi olması dolayısıyla insanın ve toplumların terakkisi ve yücelmesi bunun sayesinde olmaktadır. İlme araştırmaya okumaya yönelen şahıslar ve toplumlar istisnasız bunu başarmışlardır. Bu durumu gelişmiş toplumlarda müşahede etmek mümkündür. 2004 yılı dünyanın ihracat birincisi Almanya, Avrupa’nın en çok okuyan ülkesi. Almanya’da kitap 8. Avrupa’da 18. ülkemizde 222. ihtiyaç maddesidir.
Meşhur şairlerimizden Namık kemal’in “hayvanın hayvaniyeti yemek, ademin insaniyeti okumakladır” ifadesiyle okumak zaten insan olabilmenin temel vasfıdır ve bunun gerçek anlamda hayat bulması için tabiî ki çokça üzerinde durulması gerekir.
Toplum olarak neden okumuyoruz sorusunu çokça sormalı ve buna cevaplar aramalıyız yani çözüm yolları aramalıyız. Bu konuda bir kütüphaneci olarak müşahedelerimiz neticesinde şunları sıralayabilirim.
Neden okumuyoruz?
1.Eğitim sistemimiz okumayı sevdirici özellik taşımaması
(Okullarımızda sadece öğrenme yani okuma öğretilse kafidir.)
2.Okumanın hem dini hem de dünyevi bir zorunluluk olduğunun bilinmemesi veya inanılmaması.
3.Okuyanlara hak ettikleri değerin verilmemesi
4.Kamuoyunda hayranlık toplayanların okuyanlardan çok zenginlik v.s. Özellikleriyle ön plana çıkarılması
4.Okumaya teşvik edici etkenlerin az olması .
5.Kitap okumanın,kitap bulundurmanın zaman zaman yasaklanması

Nasıl okuyabiliriz?

1.Kitap okumayı, boş zamanımızı değerlendirmek için değil , hayatımızın bir parçası olarak görmeliyiz
2.Çocukluktan kitap sevgisini kazanmalı ve kazandırmalıyız
3.Ailece bir arada kitap okuma alışkanlığı kazanmalıyız
4.Yanımızda sürekli bir kitap taşımalıyız
5.Okuma yanlışlarından(Yavaş,sesli ve gelişi güzel okumaktan) kurtulmalıyız.
6.Okulda ve yurtlarda kitap okuma ve tartışma saatleri tertip etmeliyiz
7.Görsel sunumlarla kitapları cazip hale getirmeliyiz
8.Kitap hediye etmeyi toplumca teşvik etmeliyiz
9.Kütüphaneleri sevmeli, sıkça uğramalı ve sevdirmeliyiz
10.Otobüs ve tramvaylarda kitap okumalıyız

Bu sıralamalardan sonra kur’an ve hadislerde okuma ve bilgi sahibi olmayla alakalı şu alıntıları yapabiliriz.
“Yaratan rabbinin adıyla oku. o, insanı bir alaktan yarattı.Oku. Rabbin nihayetsiz kerem sahibidir.Ki o, kalemi (yazı yazmayı) öğretti ,insana bilmediğini o öğretti”

İnsan’a isimlerin tamamını öğreten, ona bilmediğini öğreten ve sıfatı da ilim olan Rabbimizin dillerimize pelesnk ettiğimiz İkra’ suresini bir kez daha okumalı ve inceden inceye düşünmeliyiz. Bu ayetler okumayı emretmektedir. Belki hitap peygamberimizedir. Fakat kıyamete kadar onun ümmeti olan insanlara da şamildir.Aksi taktirde kur’an evrenselliğini nasıl ifade edebiliriz. , Kur’an, Okuma eylemini kabul edip fiiliyata koyduktan sonra bunu nasıl ve ne için yapacağımızı da salık vermektedir. Ardından gelen ayette bilimsel bir gerçeği ortaya koymakta ve insanın yaratılış gerçeğini gözler önüne sermektedir. Henüz bilimsel olarak tam olarak ifade edilemeyen “alak” zikredilmektedir. Bu gün ancak embriyo olarak ifade edebilmekteyiz. Bu bilimsel, ilmi gerçekleri Kur’an’da sıkça görmekteyiz. Fakat bazı sözüm ona kendini bilim adamı sayan zevat dini ilimler ile bilimi birbirinden ayırmalıyız
diyebilmektedir. Sanki insanı embriyodan yaratan ona okumayı öğreten, okumaya emreden kur’an’a sen bir kenarda dur denmektedir. Bunlar bilinçli olarak söylenmekte ve insanların Kur’an’dan uzaklaştırılması hedeflenmektedir. Bu konuda çalışan gayr-i İslami çevreler başarılı olmuşlar ve yaklaşık yüz elli yıldır bunu hakim kılmışlardır. Ama elhamdülillah Kur’an bir çok alanda mucezevi binlerce ayetleriyle bu çevrelerin ağızlarına ot tıkayarak sadasını artırarak yükseltmektedir. Kur’an’ı anlamak ve anlatmaktan daha güzel bir ilim tabii ki olamaz .Ama belki biz onu anlamaktan aciziz. Zannedirim kur’anın ne olduğunu nasıl anlamamız gerektiğini şu hadis-i şerif çok güzel izah etmektedir.
Sahabeden Haris r.a. anlatıyor;
"ileride kargaşa olacaktır.""peki ondan kurtuluş nasıl olur, ey Allah’ın resûlü?" diye sordum. Şöyle buyurdu:"Allahın kitabına sarılmakla. Çünkü sizden öncekilerin haberi ile sizden sonrakilerin haberi onun içindedir. Aranızda vereceğiniz hükümler de onun içindedir. O, önemli bilgileri içerir, içinde gereksiz söz yoktur. Kim onu, akılsızlığından dolayı terk ederse, Allah onun belini kırar. Kim iman yolunu ondan başkasında ararsa, Allah onu saptırır. O, Allah’ın sapasağlam ipidir. O, hikmetli olan zikirdir. O, dosdoğru yoldur.O, kendisiyle arzuların sapmadığı, dillerin yalan şeyler söylemediği, âlimlerin doymadığı, çok okunmakla eskimeyen, olağanüstülüğü tükenmeyen bir kitaptır.O, cinlerin işitip de şöyle dediği kitaptır: "gerçekten biz, doğru yola ileten görülmedik oranda güzel bir kurân dinledik de ona îman ettik."Kim ondan bir haber getirirse, doğru söylemiş olur. Kim onu uygularsa, sevap alır. Kim onunla hükmederse, âdil olur. Kim insanları ona dâvet ederse, doğruya iletmiş olur.. !”
Sonuç olarak; Bilginin-hikmetin, yitik mal mesabesinde olduğunu bilen, oku ilk emrinin farziyyetini her daim duyagelen, bilenlerle bilmeyenlerin bir olmayacağını da bilen bir topluluğun fertleri okumadan – dinlemeden bilgili olunamayacağını da idrak etmelidir artık.
Hasan Yaşar,Koyunoğlu Müzesi Ve Kütüphanesi Müdürü

Kaynakça;
1-Kitap okuma alışkanlığı kazandırma projesi, Osman Sevim, İst.2006
2-Okumayı sevdirme yolları, Ahmet Maraşlı, İst.2005
3-Kitap nasıl okunur? Ren Fry,İst.2000
4-Anlayarak hızlı okuma ve öğrenme teknikleri, Adil Maviş,İst.2005
5-Anlayarak hızlı okuma, Kerem Elek, Konya, 2006