KONYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ

Kronolojik sırayla Anadolu’da yaşamış uygarlıkların örneklerinin sergilendiği bölümde Yontma Taş Çağı’na ait baltalar, bıçaklar, mızrak ve ok uçları, deri kesmede kullanılan keskiler ve çeşitli taşların bulunduğu kültürel kalıntılar yer alır.

Kronolojik sırayla Anadolu’da yaşamış uygarlıkların örneklerinin sergilendiği bölümde Yontma Taş Çağı’na ait baltalar, bıçaklar, mızrak ve ok uçları, deri kesmede kullanılan keskiler ve çeşitli taşların bulunduğu kültürel kalıntılar yer alır.

Müzenin giriş katındaki bölümde; insanoğlunun yerleşik düzene geçtiği, hayvanları evcilleştirdiği, Cilalı Taş Devrine ait örnekler vardır. Neolitik kalıntılar arasında yer alan taş aletlerin ve özellikle baltaların parlak yüzeyleriyle dönemin özelliğini yansıtan cilalama işlemine tabi tutuldukları hemen göze çarpmaktadır. Hayvanların evcilleştirilmesi ile yün eğirme ve işlemede kullanılan taş, kemik ve pişmiş toprak, iğ ağırşaklarını bu bölümde görmek mümkündür. Tarımın başlamasıyla yabani buğday, arpa gibi tahıl örnekleri ekilerek ürün elde edilmeye başlanmıştır. İlk yerleşim yeri olan Çatalhöyük kazılarından müzemize kazandırılan basit bir dibek, dönemi yansıtan önemli bir örnektir. Yine bu bölümde sergilenen ve daha eski devirlerde kullanılmakta olan kemik ve obsidiyen aletlerin bu yeni zaman aralığında da önemini koruduğu görülmektedir. Kadınlar güzelleşmek için yüzyıllar öncesinde de bugünkü gibi hassas davranmıştır. Bunu yine çeşitli materyallerden yapılmış zinet eşyalarından anlıyoruz. Bu bölümde biraz daha adımladıktan sonra Bakır Çağı’na geçeriz. Diğer adıyla Kalkolitik devir, müzemizde dönemin en önemli yerleşim birimi olan Hacılar buluntusundan elde edilen pişmiş toprak vazo ve tanrıça heykelciği ile temsil edilir.

Kalkolitik devirden yazının Anadolu’da kullanılmasına kadar geçen zaman dilimi aynı zamanda Eski Tunç Çağı diye de adlandırılır. Müzemizde bu çağa ait buluntular arasında kemik ve taştan yapılma, hem tapınma ve hem el aleti olarak kullanılan keman şekilli idoller yer alır. Ayrıca Yortan kültürünü temsil eden pişmiş toprak kaplar da çeşitliliğiyle hemen göze çarpmaktadır. Tunç Çağı’nı pişmiş toprak kaplar, dairevi ve yarımay şekilli ağırlıklar temsil eder.

Bölümün bir başka köşesinde Frig Çağı Anadolusu’ndan süzgeçli bir çaydanlık hemen dikkati çeker. Ayrıca bu döneme ait boyalı seramikler, madenî havası verilmiş siyah cilalı ve yonca ağızlı kap fevkaladedir.

Klasik Çağ örneklerinden pişmiş toprak kaplar, boyalı vazolar ve kilogram yerine geçen ağırlıklar önemlidir. Klasik Çağ’ın farklı devirlerine ait cam eserler ve cam mezar kalıntıları, günümüzün parfüm şişeleri olan Ungentariumlar, üzeri figürlü-figürsüz yağ kandilleri, terracotta tanrı ve tanrıça heykelleri göze çarpar. Ayrıca Roma ve Bizans dönemine ait mataralar ve Amphoralar bu bölümde yer alan eserler arasındadır. Anadolu Medeniyetleri bölümünün sonunda yer alan sergide Selçuklu devrine ait yağ kandilleri ve kandil ağırlıkları vardır.